Bizi bekleyen gelecek-2


Yazan: Güventürk Görgülü

Bilim Müzesi / Londra (Fotoğraf: photo maru / Flickr)

Geride bıraktığımız yılın son yazısında, bizi bu yıl nelerin beklediği sorusuna cevap aramıştık. 2012’de hayatımızda nelerin daha fazla olacağına, nelerle mücadele edeceğimize ve hangi konularda karşımıza daha fazla fırsat çıkacağına değinmiştik. Yerimiz yetmediği için, “Ne yapmalıyız, neyi daha iyi yapmalıyız, neyi daha fazla yapmalıyız?” sorularını ise bu haftaya bırakmıştık. Kaldığımız yerden devam edelim. İşte 2012’de daha fazla, ama gerçekten daha fazla yapmamız gerekenler…

Daha çok inovasyon

İnovasyon veya ticari yenilik, en temel anlamıyla yaptığımız işi nasıl daha iyi yapacağımızın yolunu bulmaktır. Ama bunun için öncelikle ne yaptığımıza tam olarak karar vermemiz gerekir. Bugün ister ürün, ister hizmet üretsin, şirketlerin, firmaların pek çoğu aslında tam olarak ne yaptıklarının farkında değil. Pek az şirket kendi pazarını doğru tanımlayabiliyor ve bu pazarın içinde yenilikçi adımlar atabiliyor. 2012’de bence her firma yaptığı iş üstüne düşünmeli, tam olarak hangi pazarda faaliyet gösterdiğine karar vermeli ve bu alanda bir yenilik üretmeli. Siz de 2012’de yaptığınız işle, ister ürününüz, ister hizmetinizle ilgili, müşterileriniz için daha fazla değer yaratacak, müşterilerinizin hayatını kolaylaştıracak, küçük veya büyük en az bir yenilik düşünün, hayata geçirin.

Daha çok işbirliği

Vikinomi’nin yazarı Don Tapscott, vikinomi çağının aynı zamanda işbirliği çağı olduğunu söylüyor. Gerilla pazarlama kavramının yaratıcısı Jay Conrad Levinson ise gerillanın kendi benzerleriyle işbirliği yapmasının önemine dikkat çekiyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, pek çok konuşmasında asıl kazancın ortakların ayrılmasıyla değil, küçük firmaların birleşmesiyle sağlanabileceğine vurgu yapıyor. Dikkat ederseniz devlet kurumları da KOBİ’erin birleşmesini teşvik etmek üzere programlar uyguluyor, teşvikler veriyor. Sözün özü, gün ayrılık günü değil bir olma günü. Birlikten kuvvet doğduğunu, bir elin değil iki elin sesinin olduğunu unutmayalım. Acımasız rekabet koşullarında “Küçük olsun benim olsun” zihniyetinin kaybetmeye mahküm olduğunu, “Gelin canlar bir olalım” diyenlerin kazanacağını unutmayın. Bu yıl işinizin herhangi bir alanında size benzer bir firmayla işbirliği yapmayı-tabii yaratılan pastayı büyütecek şekilde- mutlaka deneyin.

Adım Adım Grubu / Avrasya Maratonu 2010 İstanbul

Daha çok yardımlaşma ve iyilik

Bu da işbirliği gibi zamanımızın bir gerçeği. Herşeyi devletten beklemeyin. Bir konuyla ilgili kaygı duyuyorsanız, birilerinin başına kötü bir şey geldiğini, birilerinin zor durumda olduğunu düşünüyorsanız kendinize her zaman şu soruyu sorun; “Bu işle ben ilgilenmezsem kim ilgilenir?” Sevdiğiniz, aynı düşünceleri paylaştığınız insanlarla biraraya gelin, aranızdaki fikir ayrılıklarını değil, fikir paralellikleri üzerinde işbirlikleri geliştirin ve hiç tanımadığınız insanlar için karşılıksız bir değer yaratmak, bir iyilik yapmak veya iyiliğe vesile olmak için çalışın.

Daha çok entelektüel sermaye

Bazılarının sandığının aksine bir marka, adını verdiği ürün veya hizmetten değil bir fikirden oluşur. Marka, entelektüel sermayenin piyasada ete kemiğe bürünmüş, belirli bir renkte ve şekilde görünen halidir. Markanızı ürettiğiniz ürün veya verdiğiniz hizmetle sakın ola ki, bir tutmayın. Marka, o ürün veya hizmeti, yüzlerce, belki de binlerce benzeri içinden müşterinize bulup çıkarttıran ve satın aldıran fikirdir. Beyninizi bu tür fikirler geliştirecek şekilde eğitin. Değişik kitaplar okuyun, daha fazla film izleyin, seyahat edin, bunların hiç birine zamanınız yoksa en azından internette değişik fikirleri derleyip toplayan siteleri takip edin. İnsanların ilgi gösterdiği mağazalara, restoranlara gidin, o mekanlarda zaman geçirin, ne yapıp da insanların ilgi odağı olduklarını çözmeye çalışın. Çevrenizde yeni fikirler ortaya koyacak insanlar bulundurun, bu insanları işyerinizde istihdam edin, böyle insanlardan danışmanlık alın, bu tür kişilerle arkadaşlık edin.

Daha çok sabır

Eski çağın erdemlerinden biri gibi görünüyor değil mi? Eski bilgelerin öğütlerinde ne de çok vardır sabır! Ama günümüzde en az bulunan şey haline geldi. Nasıl gelmesin ki? Koşulları her gün değişen şu esnek dünyada sabrın kime ne faydası var? Ama ben aynı fikirde değilim. Dünyada az bulunan şeylerin giderek daha değerli hale geldiğini görüyorum ve bence sabır da bunların arasında. Burada “gelecekteki bir maddi, manevi ödül için hazzı erteleme” olgusundan söz etmiyorum. Dünyada bir değer yaratmak için, kişinin kendini “kendisi olarak” var edebilmesi için gereken sabırdan söz ediyorum. Malcolm Gladwell’in de sözünü ettiği 10 bin saat kuralını hatırlayın ve bir konuda gerçek bir değer yaratacak kadar derinleşmenin sabır gerektirdiğini, bunun da kim ne derse desin, ne yaparsa yapsın, dünya var oldukça böyle olacağını unutmayın.

(Fotoğraf: vivid breeze / Flickr)

Daha fazla dürüstlük

Bu da sabır gibi unutulmaya yüz tutmuş kavramlardan bir tanesi… Daha doğrusu bireyler için pek öğütlenmiyor, ama şirketler için şu aralar pek revaçta. Yine Tapscott’tan alıntı yapalım, “Çıplak Şirket”. Artık her şeyiniz ortada ve zaten dürüst davranmak zorundasınız. Şirketler konusunda pek tartışma yok. Yalan söylemeye, bir şeyleri saklamaya çalışırsanız müşterileriniz sizi anında yakalar ve işiniz biter. Peki bireyler, çalışanlar, patronlar? Herkes birbirinin arkasından iş çevirmek, birbirinin kuyusunu kazmak zorunda mı? Bütün bir iş hayatı insanların birbirine kazık atması üzerine mi kurulu? Bence öyle de değil. Müşteriye karşı “kurumsal dürüstlük” hezeyan halinde dünyayı sarıyorsa, aynı kurumların içinde çalışanlara tam tersini öğütleyen zihniyetin kendisi zaten dürüst değildir ki, bu da yakında işinin biteceğini gösterir, benden söylemesi!..

Burada gelecekle ilgili düşüncelerimi sistematize ederek sizlerle paylaştım. Aynı alıştırmaları sizin de günlük hayatın bir parçası haline getirmeniz, işinizle ilgili çok daha fazla sayıda yaratıcı fikrin yolunu açacaktır.

Bunlara ek olarak 2012 yılının tüketici trendleriyle ilgili daha detaylı bilgi edinmek isterseniz Trendwatching‘in 2012 yılının en önemli 12 tüketici trendi” başlıklı raporunu iki bölüm halinde buradan okuyabilirsiniz >>

RSS
Follow by Email
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
LinkedIn
Share
Instagram