Dijital pazarlama monolog değil diyalog yaratmalı

On yıl önce dijital dünyanın geleceği durumu hayal bile edemeyeceğini söyleyen Dave Schiff’e göre dijital reklam eğlence ve diyalogu biraraya getiriyor

Dijital pazarlama uzman Dave Schiff’e göre dijital yöntemler sayesinde yalnızca insanlara bir şeyler söylemek değil, söylediklerini kanıtlamak da mümkün hale geliyor.

Dün Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde Made Movement pazarlama ajansının kurucu ortağı ve yaratıcı grup başkanı Dave Schiff, Marka Okulu Seminerleri kapsamında “İçeriğe özel strateji yaratma- Markaları ileriye taşıyacak dijital yöntemler” başlıklı bir konferans verdi.

Coco Cola Zero, IKEA, Nike, Volkswagen, TGI Friday’s, Dominos, Mini Cooper gibi markalara hizmet veren Schiff, televizyon reklamlarının çok pahalı olması ve herkese ulaşamaması nedeniyle, dijitalin televizyona göre daha avantajlı olduğunu vurguladı.

Dijital reklamların duyuru değil, diyalog niteliğinde olduğunu anlatan Schiff, stratejisini mutluluk üzerine konumlandırmış Coca Cola markasına Coca Cola Zero ürününü dijital alanda benzerlik stratejisi üzerinden kabul ettirmelerinin zor olduğunu, ancak sonuçta kampanyanın istenilen başarıya ulaştığını anlattı. Coca Cola Zero ve Coca Cola’nın tat olarak aynı olduğunu göstermenin eğlenceli bir yolu olarak Facebook’ta “Facial Profiler” uygulamasını yaptıklarını ve uygulamayı indiren insanların Facebook’ta benzerleriyle eşleştiklerini açıklayan Schiff, bu şekilde teknolojiyle yeni ve eğlenceli bir dünyanın doğduğunu söyledi.

Schiff, Dominos’un pizza oyunu uygulamasını indirip oynayan kişilerin oyun sonunda yaptıkları pizzayı sipariş edebildiklerini, böylece dijitalin eğlencesinin yanında gerçek dünyada da bir fayda ortaya çıkartabildiğini belirtti. Ayrıca Dominos’a yaptıkları internet sitesinde; pizzanın yapılış, pişirme, yola çıkma aşamalarının izlenebilmesinin de müşteri için ayrı bir değer olduğuna dikkat çekti.

“Dijital pazarlama insanları işin içine katıyor”

Schiff, TGIF’nın sunduğu yemek fırsatlarına dikkat çekmek için  yaptıkları “Fırsat Saati”ni anlattı. Twitter’da fırsata yapılan her retweet için fırsatın 10 dakika uzatıldığını ve bunun yaptıkları saatte gösterildiğini söyleyen Schiff, bu şekilde çok rağbet gördüğünü hatta fırsatın bitmek bilmediğini söyledi.

Shiff, Barack Obama’ya hediye amacıyla Amerika’daki bir eyaletten Washington’a doğru yol alan şarjlı motor ve motorun gittiği yol boyunca sosyal medyadan yola seferber olan insanlar örneği üzerinden dijitalin nasıl bir kültürel yayılım yaratabileceği örneğini verdi. Motor Washington’a ulaştığında tüm gazetelere çıktığını söyleyen Schiff, motor Obama’ya ulaşamasa da, bu şekilde düşük bütçeli motor markasının reklamının nasıl yapılabileceğini gösterdi.

“Dijital pazarlama oyunla birleşiyor”

Dijital mecra sayesinde reklamın bir oyuna dönüştüğünü ve tanımının değiştiğini anlatan Schiff, Burger King’in Whooper menüsünün ne kadar sevildiğini göstermek için Facebook’taki arkadaşlarla Whooper arasında seçim yaptıran eğlenceli bir Facebook oyunu tasarladıklarını söyledi.

Bir bira markasında farkındalık yaratma amacıyla telefona “Bira Modu” adıyla bir uygulama yaptıklarını anlatan Schiff, bu uygulamanın, bira markasının çeşitli ürünlerini anlatmanın yanında, uçak modu gibi, telefon bira moduna alındığında, arama yapılmasını ve gelmesini engelleyen bir fonksiyon taşıdığını belirtti.

Dijital ve fiziksel dünyanın birleşmesine şahit oluyoruz” diyen Schiff, insanların kayak kayarken kayma yeteneklerini görebilecekleri, kayak başarılarını paylaşabilecekleri, kayak pistindeki diğer insanların nerede olduklarını görüp onlarla mesajlaşabilecekleri Epic Mix isimli bir sosyal uygulama yaptıklarını söyledi. Bir diğer uygulamanın da kayak pistindeki alıcılarla iletişime geçip kişileri kayak yeteneklerine göre pistlere yönlendirdiğini anlatan Schiff, dijital dünyanın giderek hayatımızda daha büyük bir yer kapladığına dikkat çekti.

10 yıl önce bana dijital dünyanın böyle bir hal alacağınız söyleseler inanmazdım, bu dünyayı anlayamazdım” diyen Schiff’in, bundan 10 yıl sonra dijital dünya ne olacak sorusuna cevabı ise; “Öyle bir şey hayal et ki, hayal edilemesin” oldu.

Written by Güventürk Görgülü

Güventürk Görgülü - İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Yazar ve Danışman

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir