Dijital pazarlamanın görülmeyen halkası: Affiliate marketing

Affliate marketing diğer ismiyle satış ortaklığı, aslında hepimizin dahil olduğu ve katkıda bulunduğu bir pazarlama modelidir. Fakat biz gün içinde genellikle bunun farkında olmuyoruz. Hemen hemen her birimiz internet alışverişi yapıyor, yapmasak bile hakkında bir şeyler biliyoruz. Ya da internette bir banner görüp, ne olduğunu merak ediyor ve tıklayıp bakıyoruz, ya da bir influencer’ın denediği bir ürünü almak için koyduğu linke tıklayabiliyoruz. Hatta, günlerce aradığınız bir ürünün reklamlarının karşınıza çıkması ve bu konu hakkında dinleniyor muyuz, takip mi ediliyoruz, gibi klişelerin çıkış sebebi bile affiliate marketing diyebiliriz.

Nereden çıktı bu affiliate marketing?

Farz edin ki, internetin yeni yeni yayıldığı, artık içeriklerin arttığı ve arama motorlarına ihtiyaçların doğduğu yıllarda bir gençsiniz. Sene 1994; İnternete bağlandınız ve bir forum’u ziyaret ettiniz. Ve işte karşınızda ilk banner;

Aslında ilk banner ondan sonra yaratılacak bütün bannerların işlevini özetliyor; ‘’ Hiç faren ile tam BURAYA tıkladın mı? Tıklayacaksın. İşte o günden sonra biz tıklayamaya hep devam ettik.

Ve yine aynı sene, internetin en büyük girişimlerinden biri olan Amazon E- commerce kitap satışına başlıyor. Bir yandan ise, sahadaki oyuncular giderek artıyor ve yavaş yavaş bir rekabet ortamı oluşuyor. Bu durum dijital pazarlamanın ilk adımlarının atılmasına sebep olurken, yine aynı sene, Amazon ilk affiliate platformunu kuruyor.

Bu platform, internetten satış yapan reklamverenlerle, ürünlerinin reklamlarını verebilecekleri blogları bir araya getiriyor. Böylece reklamveren, farklı ve kendi ürününe uygun sitelerden ürününe yönlendirme yaptırabiliyor ve böylece rakiplerinin önüne geçmeye başlıyor. Daha sonra, Linkshare Affiliate Network de pazara katılıyor.

Bir yandan iş modelleri genişliyor ve yeni teknikler de geliştirilmeye başlamıyor. Artık 2000’li yılların başında yalnızca yazı içerikler değil, video içerikler de pazarlamaya dahil ediliyor, yeni sosyal mecraların oluşması da dijital pazarlama için farklı modellerin yaratılmasına olanak veriyor.

Nasıl bir model?

Satış ortaklığı performans bazlı bir pazarlama modelidir. En basit şu şekilde örnekleyebilirim;  diyelim ki, sizin bir blogunuz var, bu blog’da kıyafetlerinizi paylaşıyorsunuz ve moda üzerine yazılar yazıyorsunuz. X markası sizden sitenizde kendi ürünlerini paylaşmasını istiyor ve size bir link veriyor. Siz bu linki kendi blogunuza koyuyorsunuz. Belirli bir süre içerisinde yapılan her tıklamanın veya o tıklama üzerinden gerçekleştirilen satışların tüm paydaşlara bir getirisi oluyor. Marka para kazanırken ve bilinirliğini arttırırken, reklamverenle yayıncıyı birleştiren affiliate platformu ve yayıncı tıklamadan veya satıştan komisyon kazanıyor. Aslında bir trafik yaratmış oluyorsunuz. Kullanıcı, oradan oraya yönlendiriliyor, bu sayede uzun uğraşlar sonucu sitenize rastlamasını beklemek yerine ona kısa köprüler kurabiliyorsunuz ve aynı anda çok sayıda kullanıcıya ulaşabiliyorsunuz.

Tabiki de yalnızca bu şekilde ilerlemiyor aslında birden fazla iş modeli mevcut. Peki fiyatlandırmalar nasıl oluyor onlara bir bakalım;

CPC – (Cost per click) Tıklama başına fiyatlandırma

CPS – (Cost per sale) Satış başına fiyatlandırma – Banner’a tıkladıktan sonra kullanıcının cookie süresi içerisinde alışveriş yapması beklenir.

CPM – (Cost per mille) Bindelik gösterim başına fiyatlandırma

CPR – (Cost per registration) Üyelik başına fiyatlandırma

CPV -(Cost per view) izleme başına fiyatlandırma – youtube’un kullandığı model

CPI – CPD (Cost per install / cost per download) İndirme başına fiyatlandırma

CPL – (Cost per lead) yönlendirme başına fiyatlandırma

Aslında kampanyaya, markaya, ürüne göre bu iş modellerinden en uygunu seçiliyor ve kullanılıyor.

Buraya kadar bile dijital pazarlamanın aslında koca bir deniz olduğunu söyleyebiliriz, hatta gün geçtikçe derinleştiğini.

Bunun sonucunda, alternatif yollar yeni modeller ve farklı trafik kanalları oluşmaya başladı. Her gün kullandığımız, ziyaret ettiğimiz sitelerin arkasında bir çok farklı oyuncunun ve kuralın olduğunu görmek, yeni dünyayı anlamayı kolaylaştırıyor. Biz de, kullanıcılar olarak, bıraktığımız her izin, ne anlama geldiğini ya da tıkladığımız noktaların yalnızca bizi başka siteye götürmek oladığını öğreniyoruz.

Peki yukarı da bahsettiğimiz iş modellerini nerelerde uygulayabiliriz? Ya da farklı olarak ziyaretçiyi, ürüne/hizmete nasıl yönlendirebiliriz?

  1. SEO – (Search Engine Optimization) :Kıcasa, arama motorunda, kullanıcının sizi daha kolay bulabilmesi için, doğru anahtar kelimeleri bulmanıza yardımcı olan bir sistem.
  2. E-mail marketing : Günümüzde, etkisi tartışılan fakat çokça kullanılan doğrudan bir pazarlama modelidir e-mail marketing. Bu sayade, kullanıcılarınıza kampanya linklerini doğrudan aktarabilirsiniz.
  3. Wom ( Word of Mouth) : Viral etkisi olarak da bilinir. Günümüzde, kullanıcı yorumlarının ne denli önemli olduğunu konuşmamıza gerek yok. Bir şampuan alırken bile, forumlardan forumlara dolaşıp, saça iyi gelip gelmediğini, yağlandırıp, ağırlaştırmadığını bir kullanıcının ağzından duymak kadar ikna edici bir şey olamaz. Bu sayade, şahıslar tarafından organik veyahut inorganik şekilde paylaşılan yorumlar ve linkler, kullanıcıyı satışa götürmek de büyük bir etkiye sahiptir.
  4. Sosyal ağlar : Ve günümüzün yıldızı; sosyal ağlar, İnstagram, Facebook, Twitter başta olmak üzere, insanlara ulaşmanın en eğlenceli yolu olduğunu düşünüyorum. Özellikle, hikaye anlatımı katacağınız ya da bir influencerla çalışacağınız bir çok kampanya yaratabilirsiniz. Bu sayade dikkat çekebilir ve satışlarınızı attırabilirsiniz.
  5. Yüksek Trafikli Siteler : Burada birden farklı siteden bahsedebiliriz;
  • Cashback Siteleri : Bu sitelere üye olduğunuzda ya da kullandığınızda, yönlendiğiniz markadan alışveriş yaptığınız takdirde, site size geri ödeme yapıyor. Türkiye’de yaygın olanlardan bir tanesi avantajix.com.
  • Kupon ve indirim siteleri : Bu tarz sitelere çokça rastlanmışsınızdır. Buradan yönlendiğiniz takdirde alışverişinize bir indirim uygulanır.  indirimkuponu.com.tr , picodi.com ve herindirim.com gibi siteler güzel örnekler olabilir.
  • Aggregator : İsminden de anlaşılacağı gibi, toplayıcılar ulaşmak istediğiniz ürün veya hizmetin alternatiflerini site sunarak, karşılaştırma yapmanıza olanak sağlarlar. Bu siteleri, finans, moda, teknoloji, uçuş, haber gibi kategorilere  ayırabiliriz. Mesela, skyscanner.com ‘ın uzun zamandır kullanılan, arayüzü işlevsel bir aggregator olduğunu söylemek mümkün.
  • Loyalty : Aslında loyalty programlama da dijital pazarlamanın en eğlenceli yöntemlerinden bir tanesi. Kullanıcıyla samimiyeti geliştiren bir yöntem. Mesela hopi.com.tr ‘nin paracıkları ya da pagasus’un bol bol uygulaması, kullanıcının ödül toplamasını sağlıyor ve aslında bir sonraki alışverişi çin zemin hazırlıyor.

Hızla gelişen dijital ortamda her gün yeni bir iş alanı açılıyor. Satış ortaklığı da onlardan biri. Her gün binlerce site birbirine bağlanıyor ve binlerce insan bu internet trafiğine katılıyor.

Koca bir şehrin işleyişi gibi aslında, yeni metrolar yeni ulaşım yolları hayatımızı kolaylaştırıyor. Ama önemli olan bu sistemi anlayabilmek ve doğru kullanabilmek. İşte o zaman bozulmuş olan taşları sağlamlaştırabilir ve sürdürülebilir bir gelecek için katkıda bulunabiliriz.

Facebook Yorumu