Gerçek sahte ve sahte gerçek

(İçsel / dışsal dürüstlük ve sahte / gerçek şablonu Grafik: pazarlama30.com Telif hakkı uyarısı: Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.)

Liderler ve siyasi partileri hiç gerçeklik ve sahtelik sınıflandırmasına tabi tuttunuz mu? Hangisi gerçek gerçek, hangisi gerçek sahte veya hangisi sahte gerçek? Bir deneyin gerçekten ilginç sonuçlara ulaşacaksınız…

Seçimler yaklaşırken partilerin marka vaadiyle ilgili yazılara hayli yorum ve eleştiri geldi. E-postayla yorum yapan ve konuya katkıda bulunan herkese teşekkürler. Hem iktidar, hem de ana muhalefet partisiyle ilgili söylediklerime yönelik dostlarımızdan ve okuyucularımızdan gelen ortak eleştiri, siyasetin kendine özgü kurallarını göz ardı ettiğim yönündeki görüştü. Günümüzde iktidara talip olan partilerin yalnızca kendi geleneksel tabanlarından değil, başka partilerin seçmenlerinden de oy almaları gerektiği inancı oldukça yaygın. Bunun için de gerekiyorsa çeşitli tavizler karşılığında değişik toplum kesimleriyle ittifaklar yapılması gerektiği tekrarlanıyor.

Bu tartışma bana nedense çok önceleri “Deneyim ekonomisi”yle ilgili çalışırken söz konusu kavramı ilk kez ortaya atan iki isimden biri olan Joseph Pine’ın bir konuşmasını hatırlattı. Pine, 2004’teki TED Konferansı‘nda yaptığı konuşmada deneyim ekonomisinden söz ederken “sahtelik ve gerçeklik arasındaki fark”a vurgu yapıyordu. Gerçekliği kendine karşı ve dışarıya karşı olmak üzere iki boyutta ele alan Pine, doğruluk konusunda Shakespeare’in Hamlet’inde Polonius’un, oğlu Laertes‘e verdiği nasihate atıfta bulunuyordu;
“Her şeyin ötesinde: kendi özüne dürüst ol.
Bu şekilde gece gündüzü takip ettiği sürece,
Hiç bir insana yanlış yapamazsın…”

Pine, konuşmasında, gerçeklik ve sahteliği, şirketlerin kendilerine karşı dürüst olmaları ve dışarıya karşı da söyledikleri şey olmalarıyla ele alıyor. Ticari açıdan bakıldığında hangi sahtelik ve gerçeklik durumunun ne zaman başarıya veya ne zaman başarısızlığa yol açtığı biraz karmaşık bir durum. Konunun ticari tarafına başka bir yazıda değiniriz, ancak siyasi partilerin buna benzer şablonla ele alınması bence ilginç bir bakış açısı yaratabilir…

Şimdi şekildeki gibi bir koordinat ekseni düşünün. Yatay eksen kendine karşı dürüstlüğü temsil ediyor, dikey eksen ise dışa karşı dürüstlüğü. Yatay eksenin sol tarafına yani sıfır noktasına doğru “olmak istediğim şey değilim” hali, sağ tarafa doğru ise “olmak istediğim şeyim” hali var. Yani durum negatiften pozitife doğru gidiyor. Dikey eksen de benzer şekilde sıfır noktası yönünden “söylediğim şey değilim” diye başlıyor ve yukarıya doğru pozitif noktaya; “söylediğim şeyim” noktasına ulaşıyor.

Bu durumda eksenin sağ üst köşesini Pine’ın dediği gibi “gerçek gerçek” veya “gerçekten gerçek” diye nitelendirebiliriz. Yani, hem kendine, hem de topluma karşı dürüstlük. Bu bence her insanda, her siyasi harekette bulunması gereken en olumlu, ama bir o kadar da zor bulunan özellik: Olmak istediği şey olmak ve bunu açıkça söyleyebilmek! Sol altta ise bunun tam tersini görüyoruz. Yani hem kendine, hem de topluma karşı dürüst olmama durumunu. Hem olmak istediğiniz şey değilsiniz, hem de bunu başkalarına söyleyemiyorsunuz. Hem kendinizi kandırıyorsunuz, hem de karşınızdakileri. Bu da elbette gerçekleşebilecek en olumsuz durum. Pine’ın deyimiyle “Sahte sahte”.

Geriye sağ alt ve sol üst bölüm kalıyor ki, buralarda yer alanlar bence günlük hayatta en çok karşılaştığımız insan, şirket ve siyasi parti türleri… Sol üstte, aslında olmak istediği şey olmayıp dışarıya karşı söylediği gibi olanlar var. Yani kendilerine karşı dürüst değiller, ama tam da topluma söyledikleri şey olmaya çalışıyorlar. Pine, buna “gerçek sahte” adını veriyor. Bu bölüm aslında toplumun itibar ettiği, fakat içsel çelişkileri oldukça yüksek bir durum. Şimdi de sağ alta gelelim. Burada, olmak istediği gibi olanlar, ama topluma söyledikleri gibi olmayanlar bulunuyor. Yani kendilerine karşı dürüstler, ama karşılarındaki insanlara aynı dürüstlükte davranamıyor, olduklarından başka bir şeymiş gibi görünmeye çalışıyorlar. Pine, bu gruba “sahte gerçek” adını veriyor.

SAHTE-GERCEK_TABLO_isimli

İçsel / dışsal dürüstlük ve sahte / gerçek şablonu
Bu tablodaki gruplama makalenin yazarı Güventürk Görgülü’nün kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Grafik: pazarlama30.com
Telif hakkı uyarısı: Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

Benim gözlemlediğim kadarıyla siyaseten başarılı olabilmek için eksenin mümkün olduğunca üst yarısında yer almak gerekiyor. Yani “gerçekten gerçek” olmak veya “gerçek sahte” olmak. Zira toplum, “sahte sahte” olanlara ve “sahte gerçek” olanlara çok da itibar etmiyor. Önümüzdeki seçimlerde de sonucun benzer olacağını düşünüyorum.

Ben yatay ve dikey ekseni 1’den 10’a kadar numaralandırarak son 25-30 yılda iktidar ve ana muhalefet konumuna gelen bazı partileri puanlayarak eksen üzerine yerleştirdiğimde bu sonuca ulaştım. Örneğin iktidar partisinin 2002-2007 arasında, olmak istediği şey olmadığını ama topluma söylediği şey olmaya çalıştığını düşünüyorum. 2007’den sonra ise daha muhafazakar bir çizgiye girerek olmak istediği noktaya doğru gittiğini söyleyebiliriz. Yani begensek de beğenmesek de “Gerçekten gerçek” olmaya daha yakın bir noktaya… Gezi direnişi ve 17 Aralık sürecinden sonra ise partinin olabilecek en kötü noktaya yani ne söylediği gibi, ne de olmak istediği gibi bir noktaya sahte/sahte alanına savrulduğunu görüyoruz.

Benim “Gerçekten gerçek” bölümüne yakın olduğunu düşündüğüm partilerden hiç biri iktidar partisi de dahil, halihazırda o noktada durmuyor. Örneğin BDP’nin de çözüm süreciyle birlikte topluma söylediğiyle gerçek durumu arasındaki makasın açıldığını ve sağ üstten sağ alta doğru bir kayma yaşadığını söyleyebiliriz. CHP ise son 20 yılda genellikle sağ altta konumlanıyordu. Yani olmak istediği gibi bir parti olarak kaldı ama topluma söylediği gibi sosyal demokrat bir parti haline gelemedi. Son gelişmelere baktığımızda ise olmak istediği durumdan daha sola kaydığını, yani sahte/sahte noktasına yaklaştığını söyleyebiliriz.

Yerel seçime hazırlanan dört partinin de çizginin alt kısmında konumlanması bana sorarsanız geçen seçimlere göre oyların daha fazla dağılacağının habercisi . Bu dağılmada da bence oylar sol alttaki partilerden sağ alttaki partilere doğru gidecek. Daha küçük partiler de -ki bunların çoğu sağ üstte, yani gerçekten gerçek konumuna yakın duruyor- bu oy bölünmesinden epey pay alacaklar gibi görünüyor. (Yaptığım tabloda daha küçük partilere yer vermedim)

Siz de kendi gözlemlerinize göre bir sahte-gerçek tablosu oluşturun (Tabii kendinize karşı dürüst olarak!) tercih ettiğiniz siyasi partilerle liderlere bu gözle bir bakın derim.

Written by Güventürk Görgülü

Güventürk Görgülü - İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Yazar ve Danışman

This article has 2 comments

  1. admin

    Partierle ilgili değerlendirme tamamen benim gözlemlerim ve deneyimim. Zaten yazıda da bunu belirtiyorum. Herkesin de kendi değerlendirmesiyle bunu yapabileceğini söylüyorum. Dediğiniz gibi böyle bir çalışma belki bir alan araştırmasıyla objektif veri derlenerek de yapılabilir ama bu yazının böyle bir iddiası yok.

  2. Dursun Akkurt

    Kavramsal çerçeve konusunda yorum yapmayacağım ama partilerin kendi hakkındaki ve partilere ilişkin algı hakkındaki veri nasıl toplandı. Değerler tam olarak nedir anlayamadım?

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir