Himaye etmek ruhunuza iyi gelir!..

İster kişisel, isterse kurumsal olsun, himaye edilen konu, durum ve kişilerle ilgili bizim pozisyonumuz aslında sponsorluktur. Ve sponsorluk sanıldığı gibi sadece paralı adamların işi değildir! Mesela tanesi 5 YTL”ye cep telefonumuzdan gönderdiğimiz bir mesajla derslik yapımının, Toçev’e 22 YTL bağışlayarak imkanları kısıtlı yöre çocuklarının sponsoru olabiliriz…

Markanız kulaktan kulağa yayılıyor mu?

Kitlesel pazarlama etkisini giderek yitirirken şirketler, tüketicilerin birbirlerini etkilemesi esasına dayanan kulaktan kulağa pazarlama yöntemine giderek daha fazla ilgi duyuyor. Amerikalılar’ın kısaca WOMM (Word of Mouth Marketing) dediği bu yöntem önümüzdeki günlerde MediaCat tarafından düzenlenen WOMM Konferansı’nda tartışılacak. İşte Konferans’a katılanlar ve katılmayanlar için küçük bir WOMM rehberi…

Gönderdiğiniz hediye harcadığınız paraya değdi mi?

Geçtiğimiz 2-3 ay boyunca şirketlerin neredeyse tamamı yılbaşı hediyelerini seçmek, onları satın almak ve göndermek için uğraştılar, bunun için hatırı sayılır bütçeler harcadılar. Peki bu kadar uğraşının ve harcanan bu kadar paranın gerçekten karşılığı alınabiliyor mu? Bu sonunun yanıtı ne yazık ki büyük ölçüde olumsuz. İşte şirketler için hediye seçimi konusunda küçük bir rehber.

Lütfen algılarınızla oynayın!

Her yıl olduğu gibi geride bıraktığımız yılın son ayında değişik ülkelerden pazarlama uzmanları İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde Pazarlama Zirvesi için biraraya geldiler. “Yenilikçinin Büyüme Rehberi” başlıklı zirvenin ana konusu “yenilikçilik” veya “inovasyon”du. Yenilikçi bir yapının nasıl kurulacağının tartışıldığı zirveden satır başları…

İlham verin, müşterinizi kendinize aşık edin…

Lovemarks veya Aşk Markası kavramının yaratıcısı Kevin Roberts geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı. Vazgeçilemez ve yeri doldurulamaz markalar dediği aşk markalarının yüksek miktarda aşk ve saygıdan oluştuğunu söyleyen Roberts bu markaların gizem, tutku ve içtenlik gibi özelliklere sahip olduğunu anlattı. İşte Kevin Roberts’dan aşk markaları…

Turizmdeki pazarlama yanılgısı; Disneyland sendromu

Türkiye’ye gelen turist sayısı sürekli artmasına rağmen kişi başına harcama bir türlü artırılamıyor. Bunun esas nedeni ise merkezi ve yerel yöneticilerin müşteri odaklı değil, rant odaklı düşünmekten kurtulamamaları. Müşteriye değil ranta odaklanıldığında ise ortaya kişiliksiz, ruhsuz, geçmişsiz, geleceksiz mekanlar çıkıyor…

Paranın sabrı yoktur!..

Siz hiç “kişisel vizyonun nedir?” sorusuna “nefes almak istiyorum” diye cevap verir misiniz? O halde kişisel ya da kurumsal vizyonunuz sorulduğunda “para kazanmak” diye de cevap vermeyin. Çünkü ister kişisel, isterse kurumsal süreklilik içerisinde olsun para kazanacak faaliyetlerde bulunmak ve para kazanmak olağan bir rutin. Ancak bu olağan rutini hayatın tek amacı haline getirdiğimizde bizler ya da şirketlerimiz yaşadığımız toplum, yaşadığımız dünya için çok büyük bir tehlike haline geliyoruz.

Neden daha yaratıcı olmak zorundayız…

Bir çok yönetici ürettiği mal veya hizmet için yaratıcılık gerekmediğini veya yaratıcılığın kendi işi olmadığını düşünür. Oysa üretilen mal veya hizmetin sıradanlığı sizin de o işi sıradan bir biçimde yapmanızı gerektirmez. Yaratıcılık hem üretim, hem tanıtım, hem satış hem de satış sonrası aşamaların tümünde gereklidir. Eğer piyasada kural koymak, rakiplerin bir adım önüne geçmek ve … Devamını oku…